SON DAKİKA
--:--:--

“Hakikatin Ölümü” 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde seyirciyle buluştu

Hüseyin Karabey’in Hasan Öztoprak’ın romanından uyarladığı, Mert Fırat ve Mehmet Günsür’ün başrollerini paylaştığı “Hakikatin Ölümü”, 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde seyirciyle buluştu. Türkiye’nin özellikle 1990’lı yıllarda yaşadığı siyasi şiddetin bireyler üzerindeki etkilerine odaklanan filmin yönetmeni Karabey, “Filmleri unutmamak için yapıyorum” dedi.

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
“Hakikatin Ölümü” 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde seyirciyle buluştu

Haber: Hilal Solmaz 

(ANTALYA) – Hüseyin Karabey’in Hasan Öztoprak’ın romanından uyarladığı, Mert Fırat ve Mehmet Günsür’ün başrollerini paylaştığı “Hakikatin Ölümü”, 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde seyirciyle buluştu. Türkiye’nin özellikle 1990’lı yıllarda yaşadığı siyasi şiddetin bireyler üzerindeki etkilerine odaklanan filmin yönetmeni Karabey, “Filmleri unutmamak için yapıyorum” dedi.

Yıllar süren hapis ve işkencenin ardından inzivaya çekilen Feridun’un hayatı, eski dostu Timuçin’in geçmişte işlediği suçları itiraf etmek üzere geri dönmesiyle sarsılır. Yıllar sonra gerçekleşen bu karşılaşma, Feridun’u geride bırakmaya çalıştığı geçmişiyle yüzleşmeye zorlar. Suç, adalet, şiddet ve vicdan kavramları etrafında şekillenen film, bu yüzleşmenin Feridun’un hayatında yarattığı geri dönülmez değişimi konu alıyor.

Hüseyin Karabey’in yönettiği, Hasan Öztoprak’ın aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan “Hakikatin Ölümü”, 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında gerçekleştirilen gösteriminin ardından düzenlenen söyleşiyle de dikkati çekti. Yönetmen Karabey ile oyuncular Mert Fırat, Mehmet Günsür ve film ekibi, seyircilerin sorularını yanıtlayarak yapımın ortaya çıkış sürecini ve karakterlerin geçmişle hesaplaşmasını değerlendirdi.

Türkiye’nin özellikle 1990’lı yıllarda yaşadığı siyasi şiddetin bireyler üzerindeki etkilerine odaklanan film, geçmişin üzeri örtülen gerçeklerini iki karakterin yüzleşmesi üzerinden ele alırken, toplumsal hafızanın ve vicdani sorumluluğun önemini de gündeme taşıyor.

“FİLMLERİ UNUTMAMAK İÇİN YAPIYORUM”

Gösterimin ardından konuşan yönetmen Hüseyin Karabey, Türkiye’de bağımsız sinema üretmenin zorluklarına dikkati çekerek, filmlerinde neden geçmişin acılarına ve toplumsal travmalara yöneldiğini anlattı.

Karabey, sinemacıların da toplumun diğer kesimleri gibi ekonomik ve toplumsal güçlüklerle karşı karşıya olduğunu belirterek, kuşaklar boyunca aktarılan sorunların yeni nesillerin yaşamlarını da etkilediğini söyledi.

Filmlerini bir anlamda kendi hafızasını korumak için yaptığını dile getiren Karabey, “Neden bu tür konuları hep seçiyorum diye düşündüğümde, unutmamak için yaptığımı fark ettim. Aslında filmleri kendim için yapıyorum. Unutmazsak belki gelecekte yaşayacaklarımıza biraz daha hazırlıklı olabiliriz” dedi.

Geçmişte yaşananların yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını vurgulayan yönetmen, darbelerin, siyasi şiddetin ve toplumsal çatışmaların dünyanın farklı coğrafyalarında da benzer yaralar açtığını ifade etti.

Karabey, sanatın genç kuşakları geçmişle yüzleşmeye yöneltebileceğini belirterek, “Gençlerin geçmişte yaşanan her şeyi bilmesi mümkün değil. Onların da bilmesi, görmesi ve yeniden okuması için bir sebep olmalı. Sanat bu anlamda bir tetikleyici olabilir” diye konuştu.

“SAVAŞLARIN OLMADIĞI BİR DÜNYADA HAİNLER VE KAHRAMANLAR DOĞMAZ”

Filmin insanlık dramını merkeze aldığını söyleyen Karabey, savaşların ve siyasi çatışmaların bireylerin hayatında yarattığı yıkıma işaret etti.

“Benim hayalim savaşların olmadığı bir dünya. Savaşların olmadığı bir dünyada hainler ve kahramanlar doğmaz” diyen Karabey, hainlik ile kahramanlık arasındaki sınırın sanıldığı kadar kesin olmadığını belirtti. Karabey, geçmişte yaşananların unutulmamasının benzer acıların yeniden yaşanmasını önlemek açısından önemli olduğunu vurguladı.

MERT FIRAT: “OYUNCULUK BİR SAVUNMA SANATIDIR”

Filmde Feridun karakterini canlandıran Mert Fırat, rolüne hazırlanırken Türkiye’nin 1990’lı yıllardaki siyasi ve toplumsal atmosferinden beslendiğini söyledi. O dönemi Ankara’da yaşadığını belirten Fırat, suikastların, siyasi çatışmaların ve toplumsal gerilimlerin kendi kuşağının hafızasında önemli bir yer tuttuğunu anlattı.

Fırat, filmin dönemin siyasi atmosferini doğrudan anlatmak yerine insan hikâyelerine odaklanmasını önemli bulduğunu ifade ederek, yaşanan süreçlerin bireylerin hayatlarını nasıl tükettiğini ve insanları nasıl dönüştürdüğünü ortaya koyduğunu söyledi.

Canlandırdığı Feridun karakterinin kolaylıkla iyi ya da kötü olarak tanımlanamayacağını belirten oyuncu, karakterin iç dünyasını anlamanın ve seyirciye aktarabilmenin önemine değindi.

“Oyunculuk da bir savunma sanatı. Ne kadar korkunç ya da ne kadar iyi bir karakteri oynarsanız oynayın, onu hikâyenin içinde savunmak ve bir yere konumlandırmak zorundasınız. Ancak bir gerçeklik yaratırsanız o karakteri oynayabilirsiniz” diyen Fırat, rolünü oluştururken yönetmen Hüseyin Karabey ve rol arkadaşı Mehmet Günsür ile kurduğu ilişkinin belirleyici olduğunu söyledi.

MEHMET GÜNSÜR: “KARANLIK ÖNCE SENİ KULLANIR, SONRA YOK EDER”

Filmdeki Timuçin karakteri üzerinden vicdan ve sorumluluk kavramlarını değerlendiren Mehmet Günsür ise gerçek olaylardan ve insan hikâyelerinden beslenen yapımlarda oyuncuların önemli bir sorumluluk taşıdığını belirtti.

Günsür, “Anlatmak istediğimiz şeyi iyi anlatabilmek önemli. Eğer gerçek duygulardan bahsediyorsak, bunları yaşayanlara karşı bir sorumluluğumuz var. Gerçek karakterleri canlandırıyorsak onlara karşı da sorumluluklarımız var” dedi.

Filmin yalnızca Türkiye’nin geçmişine değil, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan benzer süreçlere de işaret ettiğini söyleyen Günsür, “Bu hikâye hem Türkiye’yi hem de evrensel anlamda bütün dünyayı anlatıyor. Çünkü karanlık önce seni kullanır, sonra da yok eder. Bunun örnekleri sadece Türkiye’de değil, her yerde var. Bunları unutmamak da bir sorumluluk” ifadelerini kullandı.

Bağımsız sinemanın kolektif üretim anlayışına da değinen Günsür, Hüseyin Karabey ve film ekibiyle çalışmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“İKTİDARLAR TARİHİ YAZAR, SANAT İNSANLARIN YAŞADIKLARINI KAYDEDER”

Söyleşide söz Ümit Çırak ise canlandırdığı emniyet görevlisinin geçmişle kurduğu ilişki üzerinden filmin toplumsal hafıza boyutunu değerlendirdi. Emekliliğine yaklaşmış, yalnızca görevini tamamlamak ve bir dosyayı kapatmak isteyen karakterin, geçmişin gerçekleri karşısında çaresiz kaldığını belirten oyuncu, iktidarların oluşturduğu resmi kayıtlarla insanların yaşadıkları arasındaki farklılığa dikkati çekti.

İktidarların tarihi yazdığını ancak o tarihi insanların yaşadığını ifade eden oyuncu, resmi kayıtlara geçmeyen deneyimlerin sanat aracılığıyla toplumsal bellekte yer bulduğunu söyledi.

FİLMİN HAZIRLIK SÜRECİ BEŞ YIL SÜRDÜ

Filmin hazırlık sürecine ilişkin bilgi veren Hüseyin Karabey, uyarlamaya kaynaklık eden romanı yaklaşık beş yıl önce okuduğunu ve o dönemde filmi çekmeye karar verdiğini anlattı. Karakterleri oluştururken ilk aklına gelen oyuncuların Mehmet Günsür ve Mert Fırat olduğunu belirten yönetmen, her iki oyuncuyu da uzun yıllardır tanıdığını söyledi.

Filmin hayata geçirilmesinde oyuncuların ve teknik ekibin büyük katkısı olduğunu ifade eden Karabey, görüntü yönetmeni ile sanat yönetmeninin çalışmalarına da dikkati çekti.

Yaklaşık otuz yıllık sinema deneyiminde ilk kez bir film setinde çektiği her plandan memnun kaldığını söyleyen Karabey, yapımın ortaya çıkmasını ekip içindeki güvene ve ortak çalışma anlayışına bağladı.

GENÇ OYUNCULAR İÇİN İLK UZUN METRAJ DENEYİMİ

Filmin oyuncularından Yağmur Elif Seber, yapımın ilk uzun metrajlı sinema deneyimi olduğunu belirterek, Hüseyin Karabey’in oyuncu seçimindeki yaklaşımının kendisini etkilediğini anlattı.

Karabey’in seçmelerden önce oyuncularla uzun sohbetler yaparak onları tanımaya önem verdiğini söyleyen Seber, deneyimli bir ekiple kamera karşısına geçmenin kendisi için önemli bir fırsat olduğunu ifade etti.

GEÇMİŞLE YÜZLEŞMEYE SİNEMADAN ÇAĞRI

Söyleşide öne çıkan ortak düşünce, geçmişte yaşananların unutulmaması ve toplumsal hafızanın canlı tutulması oldu. Hüseyin Karabey’in filmi, bireylerin geçmişle hesaplaşmasını anlatırken seyirciyi de tanıklık, suskunluk ve sorumluluk kavramları üzerine düşünmeye çağırıyor.

Yönetmenin geçmişle yüzleşme ısrarı, Mert Fırat’ın karakterin insani gerçekliğine ilişkin değerlendirmeleri ve Mehmet Günsür’ün vicdani sorumluluk vurgusu, filmin yalnızca geçmişte yaşanmış bir hikâyeyi değil, bugün de karşılığı bulunan toplumsal meseleleri ele aldığını ortaya koyuyor.

 

Yorum Yap

Benzer Haberler
Cumhuriyet Bayramı kutlanıyor… TSK: “Mavi Vatan’da, Gök Vatan’da, geçit vermez dağların zirvesinde, Cumhuriyet’in aşılmaz kalesiyiz”
Cumhuriyet Bayramı kutlanıyor… TSK: “Mavi Vatan’da, Gök Vatan’da, geçit vermez dağların zirvesinde, Cumhuriyet’in aşılmaz kalesiyiz”
“Hakikatin Ölümü” 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde seyirciyle buluştu
“Hakikatin Ölümü” 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde seyirciyle buluştu
SAADET Genel Başkanı Arıkan, Necmettin Erbakan’ın doğum gününü kutladı
SAADET Genel Başkanı Arıkan, Necmettin Erbakan’ın doğum gününü kutladı
KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenine katıldı
KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenine katıldı
Cumhuriyet Bayramı kutlanıyor… Bakan Güler: “Cumhuriyetimizin 103’üncü yılını ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı en içten duygularımla kutluyorum”
Cumhuriyet Bayramı kutlanıyor… Bakan Güler: “Cumhuriyetimizin 103’üncü yılını ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı en içten duygularımla kutluyorum”
Cumhuriyet Bayramı kutlanıyor… Diyarbakır’daki kutlamalarda “Terörsüz Türkiye” mesajı
Cumhuriyet Bayramı kutlanıyor… Diyarbakır’daki kutlamalarda “Terörsüz Türkiye” mesajı
Haber - Analiz - Tek Akış
Batman Sentez

Batman Sentez, “Haber - Analiz - Tek Akış” anlayışıyla gündemi tek bir merkezde buluşturan; Batman’dan bölgeye uzanan gelişmeleri hızlı, derinlikli ve güvenilir şekilde sunarak bilgiye ulaşmanın en pratik yolunu sunar.

2026 Batman Sentez © Tüm hakları saklıdır. Batman Sentez