İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun danışmanlığını yaparken Şile soruşturması kapsamında tutuklanan Tonguç Çoban, tutukluluğunun 10. ayında yaptığı savunmasında “Ekrem İmamoğlu’nun biz bütün belediyeleri ziyaret ettik, bana söylediği: ‘Belediye başkanlarımızın talepleri olursa yardımcı olun’. Oldum. Hangi birini sayayım? Esenler Belediyesi emlak sorunlarını çözdük, Ümraniye ile emlak takaslarını hallettik. O kadar çok iş yaptık ki… ” dedi. Suçlamaların tamamını reddeden Çoban, “Bugün AK Parti İl Başkanı Abdullah Özdemir Ulaşım Komisyonu başkanıydı, Lokman Çağrıcı istifa etti Bağcılar Belediye Başkanı oldu, birinci haftasında aradı, ‘Ya Tonguç Bey, böyle böyle bir geçici personele ihtiyacımız var’ dedi, ‘Yardımcı olur musun?’ dedi. ‘Hay hay başkanım’ dedim…” ifadelerini kullandı.
Haber: Beril KALELİ
(İSTANBUL) İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun danışmanlığını yaparken Şile soruşturması kapsamında tutuklanan Tonguç Çoban, tutukluluğunun 10. ayında yaptığı savunmasında “Ekrem İmamoğlu’nun biz bütün belediyeleri ziyaret ettik, bana söylediği: ‘Belediye başkanlarımızın talepleri olursa yardımcı olun’. Oldum. Hangi birini sayayım? Esenler Belediyesi emlak sorunlarını çözdük, Ümraniye ile emlak takaslarını hallettik. O kadar çok iş yaptık ki… ” dedi. Suçlamaların tamamını reddeden Çoban, “Bugün AK Parti İl Başkanı Abdullah Özdemir Ulaşım Komisyonu başkanıydı, Lokman Çağrıcı istifa etti Bağcılar Belediye Başkanı oldu, birinci haftasında aradı, ‘Ya Tonguç Bey, böyle böyle bir geçici personele ihtiyacımız var’ dedi, ‘Yardımcı olur musun?’ dedi. ‘Hay hay başkanım’ dedim…” ifadelerini kullandı.
Şile Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Özgür Kabadayı’nın da aralarında bulunduğu 11’i tutuklu 53 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşmasının beşinci günü dün İstanbul Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tamamlandı. Duruşmada savunmasını yapanlar arasında İBB Başkan Danışmanı Tonguç Çoban da vardı. 2024 seçimlerinde Kağıthane Belediye Başkan Adayı olan ve seçimin ardından İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun danışmanlığını yapan Tonguç Çoban, iddianameye ve etkin pişmanlık sistemine yönelik eleştiriler yöneltti. Çoban, eleştirisini şöyle dile getirdi:
“Bu tip konular çok basit bir biçimde soruşturma aşamasında açığa çıkarılır ve bu kadar 53 sanık, 652 sayfa ne siz yorulursunuz… Şöyle bir şey oluşmuş, bu sadece buraya özgü bir konu da değil: Savcılarımız maalesef soruşturma aşamasında duyduklarını yazıyorlar, iddianame şeklinde gönderiyorlar. Hepsi için söylemiyorum tabii, ben bu iddianame örneğinden çıkıyorum ama 10 aylık tutukluğumuzda bunu çok görmeye başladık. ‘Birinci derece mahkeme baksın; ben şüphelendiğim her şeyi atayım oraya’ diyor. Yani orada ayıklayabileceği pek çok konu yığılarak buraya geliyor. Şu 652 sayfa belki 100 sayfa, 150 sayfa olarak önünüze gelebilirdi. Yani çoğu çözülebilirdi, Bazen birinci derece mahkemeler de ‘istinaf baksın’ diyor, yani ‘Ben vereyim de kararımı’ diyor. Böyle bir yığılmayla sonuçta ortaya ne çıkıyor? Bakın biz cezaevindeyiz, cezaevini tecrübe ediyoruz.
“ETKİN PİŞMANLIK YAPACAĞIM DERKEN İFTİRA ATARSAN BUNUN DA CEZASI VAR”
Şöyle bir şey var: İşte ‘Etkin pişmanlıktan yararlanırsan çıkarsın’. Tamam güzel, çok güzel. Ya bu teşvik ediyor. Şunlar da söylense iyi olmaz mı? ‘Arkadaş, bunu yaparken bundan faydalanırsın ama iftira atarsan, TCK 271 suç uydurma, TCK 272 yalan tanıklık, bunları da yaparsan bunların da cezası var. Yani etkin pişmanlık yapacağım diye gerçeği söylemezsen, iftira atarsan bunların da cezası var. O sebeple tutuklandığımız için hürriyetten alıkoyma cezası var. Hepsini yaşayacak bunlar, yaşayacaklar. Ha ben bir avantaj söyleyeyim: Onların da etkin pişmanlığı var, yani iftiranın, yalan tanıklığın da var.
Şimdi Oğuz Kaçmaz’ın ifadesindeki çelişki zaten işi baştan bitiriyor. Diyor ki ‘A101 ya da BİM’ diyor, ‘biliyorum’ diyor ya, biliyorsan söylersin A101 mi, BİM mi? Bildiğin yok, uyduruyorsun. Hangi market, nerede, ne zaman, ne miktarda? Bunların hiçbiri yok. Tamamen uydurduğu da zaten cümlesinden belli. Şimdi ilginç bir tespit yapayım. Oğuz Kaçmaz dedim ya yalan söylüyor, iftira atıyor, inandırıcı değil. Aslında Sayın Savcı da inanmamış ona. Sayın Savcı da demiş ki ‘Bu Oğuz Kaçmaz’ın söylediği doğru değil’ demiş. Diyor ki hukuki değerlendirmede: ‘Toplanılan market kartlarının Şüpheliler Ali Şafak ve Oruç Melih Sevilmez tarafından teslim alındığı ve şüpheli Ali Şafak’ın teslim aldığı kartları Tonguç Çoban’a götürdüğü…’. Şimdi Ali Şafak nereden çıktı? Yani Ali Şafak nereden çıktı Sayın Savcı? Ya Ali Şafak’ın bana kart verdiğine ilişkin bırak bir delili bilmem neyi, bir iftira bile yok ya. ‘Yok, yok’ diyor o değil de bu’, ‘Ali Şafak verdi’ diyor. Ali Şafak, biz seninle nerede karşılaştık? Ring aracında, kelepçede. Tanımıyorum yani, hayatımda karşılaşmadım, bilmiyorum. Şimdi bu kanaate nasıl varıldığı belli değil.
“HAYATIM BOYUNCA BİR ARAYA GELMEDİĞİM BİR KİŞİDEN YARDIM KARTI ALMAM FİZİK KANUNLARI GEREĞİ MÜMKÜN DEĞİL”
Biz belediye iddianamelerinde şunları çok duyduk: ‘Ben öyle düşünüyorum’, ‘Ben öyle duyuyorum’… Sayın Savcı Bey öyle düşünüyor işte. Ben Ali Şafak’tan kesinlikle yardım kartı veya başka bir şey almadım. Bu mümkün değil, çünkü ben tanımıyorum. Hiçbir irtibatımız, iletişimimiz yok. Yüz yüze veya telefonla görüşmedik. Hayatım boyunca bir araya gelmediğim bir kişiden yardım kartı almam da fizik kanunları gereği mümkün değil… Oğuz Kaçmaz’ın ifadesinde adı geçen Tuncay Tolga Özçakmak ve Evren Buçan ile Sayın Savcının hukuki değerlendirmesi kısmında belirttiği Ali Şafak’tan kesinlikle market kartı almadım. Bu benim savunmamın özüdür. Delilsiz, sadece bir cümlelik iftiraya dayalı bir beyan ile suçlanmam hukuka ve kanuna aykırıdır.
“OLMAYAN SUÇ NEDENİYLE TUTUKLUYUM”
Bununla birlikte bazı diğer teknik çelişkiler de söz konusu. Öncelikle benim sevk maddelerim hem irtikap hem rüşvet. Ama bir eylem var. Yani irtikap mı, rüşvet mi, hangisi denk gelirse mi?… Şimdi rüşvet almak suçlamasıyla tutukluyum ama benim Şile Belediyesi’nden doğrudan rüşvet alabilecek bir pozisyonum yok. Orada bir kamu görevim yok. Böyle bir suçu işleyecek durumda değilim. Hiçbir ilişkim yok. Gitmemişim, gelmemişim. Ama ilginç olan şu: Hakkımdaki tek eylem olan Eylem 14’te rüşvet tespiti yok. Ya rüşvet değil diyor zaten savcılık burada. Ben rüşvetten tutukluyum. Olmayan bir suç nedeniyle tutukluyum. Tutukluğumun kanuni bir temeli yok. Rüşvet veren yok zaten. Hani rüşvet olsa bir rüşvet veren de olur. Daha tutarsız olanı söyleyeyim: Eylem 14’ün temeli olan, onlardan türetilen Eylem 5 ve Eylem 11’de de rüşvet yok. Onların sevk maddeleri irtikap. Ya Eylem 5’te, Eylem 11’de irtikap, Eylem 14’te nasıl rüşvete dönüyor? İki irtikap, bir rüşvet mi yapıyor? Nasıl oluyor?
Şimdi irtikapa gelelim. İrtikap suçu kamu görevlilerine özgü tek failli bir suç. Yani doğrudan birini icbar edeceksiniz görevinizle ilgili, ondan menfaat temin edeceksiniz. Benim Şile Belediyesi’nde bir kamu yöneticiliğim olmadığı için bu suçu işlemem de mümkün değil. Kimseyle böyle bir ilişkim yok, bağım yok. Dolayısıyla bana yönelik rüşvet ve irtikap suçlaması; 1. Kimseden yardım kartı almadığım, aksine bir delil, tanık olmadığı için, 2. Eylem 14’te rüşvet tespiti olmadığı için, 3. Doğrudan fail olarak irtikap, rüşvet sürülecek bir görevim olmadığı için temelsiz ve hukuksuzdur. Tutukluğumun bir dayanağı yoktur. Yani Ahmet Kaya’nın şarkısında söylendiği gibi ‘Nereden baksan tutarsızlık’. Ya şuna tabii seviniyor insan, ‘cebine attı’ diyememişler. Cebine attı, hani menfaat sağladı, şahsi menfaat… Bunlar da insanı tabii ki bir tarafından okşuyor yani. Boşa yaşamamışız bu kadar yaşa kadar…
Kartların amacı diyor, ‘Şile Belediyesi’ne yerleştirmiş olduğu ekibi sayesinde’. Benim ekip. İlk defa gördüm yani cezaevinde… ’Toplanılan yardım kartlarının bir sonraki seçimlerde kullanılmak üzere toplanılmasını sağladığı hususları göz önüne alındığında’ diyor. Yani bir sonraki seçimler için diyor. Bir, ben Şile seçimi için niye kart toplayayım ya? Ben Şile adayı falan değilim yani. Benim ne işim var Şile’de? İki, ya bu kartlar yıl sonunda bitiyor, ben araştırdım baktım. Yani 2025’te toplanan kart 2025’in sonunda bitiyor. Ya 2029 için bunu bekletsen çöp, bir anlamı yok. Üç, enflasyon var, yani zaten o enflasyonda o bin liralık şey inecek 200 liraya, 300 liraya. Esas mesele; ya bunu yazanlar herhalde kartla seçim kazanıldığını sanıyor. Kartla seçim kazanılsa biz 26 belediyeyi nasıl kazanırız ya, mümkün mü?”
ÖRGÜT SUÇLAMASINI REDETTİ: BELEDİYE BURASI YAPISI ZATEN YUKARIDAN AŞAĞIYA HİYERARŞİK
Şile Belediyesi’nde kurulduğu iddia edilen suç örgütüne bilerek ve isteyerek yardım ettiğim yönündeki suçlamaya da karşılık veren Çoban, “Burada hiyerarşik bir yapı, yukarıdan aşağı bir silsile, emir talimat silsilesi var mı diye sorsanız; var, belediye burası. Buranın organizasyonu, yapısı zaten yukarıdan aşağı hiyerarşik. Belediye başkanı var, başkan yardımcıları var, müdürler var. Normal bu kanundan gelen hiyerarşi. Ama bu hiyerarşi kullanılarak bir menfaat temini, haksız, yasa dışı, illegal, gayrimeşru bir durum yok. Bunun olması için zaten böyle bir örgüte yardım edilebilmesi için hukuki olarak kesinleşmiş, tanımlanmış bir suç örgütü olması lazım ortada. Benim bu örgütün varlığını biliyor olmam lazım, bilerek diyor ya, istemem lazım, benim buna yardım etmem lazım.” dedi.
Tonguç Çoban savunmasına şöyle devam etti:
“Ben iddianamenin mantığını çözmeye çalışıyorum. Yani şöyle oldu sanırım: Özgür Bey geldi, ‘Tonguç Bey biz burada bir örgüt kurduk ama buna eleman lazım, finansal ayağı sıkıntıda. Sen bu örgüte güçlü bir eleman ver. Bunlar burada para kazansın, para üretsinler’…’Tamam başkanım ben bunu anladım. Ben sana bilerek ve isteyerek yardım ediyorum. Siz de orada 3-5 tane market kartı verirseniz memnun olurum’. Böyle mi oldu yani?
“İDDİANAMEDE SUÇ ÖRGÜTÜ UYDURMAYA ÇALIŞIYOR”
İddianame maalesef o kadar alelacele yazılıyor ki, bakıyor suç örgütü uydurmaya çalışıyor. Örgüt başkanı, yardımcıları falan filan. Yani burada bir belediye var, belediye başkanı var. Ben baktığım zaman öyle görüyorum. Bir kurumsallaşma çabası var, sancısı var… 2024 seçimleri oldu. İstanbul’da 26, Türkiye’de 414 belediye yanılmıyorsam muhalefete geçti, Cumhuriyet Halk Partisi’ne. Tabii uzun yıllar AK Parti tarafından yönetilen belediyeler Şile örneğinde olduğu gibi 25 yıl sonra kazanıldı. Tabii belediye başkanlarımız kadro kurmaya çalışıyorlar, zorlanıyorlar. Kimileri önceden hazırlık yapmış, kimileri yapamamış. Bir de özellikle kamu görevlisi çok fazla bulunamıyor. Yani kamu görevlisi olacak, hem imardan anlayacak hem teknik eleman olacak vesaire… Biz ayrıca hem büyükşehirde hem ilçe belediyelerinde geçmiş dönemde de, hemen geldik de onlarla yolları ayırdık gibi bir şey yok. Çoğu kendi istifa etmiştir, özellikle kamu görevlisi tarafında söylüyorum. Ben büyükşehirden (İBB) biliyorum, bizim çalışanların yüzde 70’i geçmiş dönemde çalışan arkadaşlar. Kamulaştırmada, imarda, orada burada hepsi. Devlet bu ya. Ama ayrılanlar oluyor. Onun yerine işte arayışlara giriyorlar vesaire. Bizim belediye başkanımızın da böyle bir arayışı var belli ki, anlıyorum ki biraz bocalamış yani. Birini göreve getirmiş o olmamış, o çıkmış o olmamış vesaire. Sonra arayışa girmiş. Bu normal. Seçim sonrası dönemlerde yoğun bir personel trafiği de var.
“ABDULLAH ÖZDEMİR ARADI: ‘GEÇİCİ PERSONELE İHTİYACIMIZ VAR’ DEDİ”
Herkes birbirinden ‘Sende o var mı, bu var mı?’ konuşuyor. Büyükşehir’i arayanlar oluyor, diğer illerden arayanlar oluyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tabii bir insan kaynakları havuzu. Buradan pek çok belediyeye, pek çok Büyükşehir Belediyesi’ne geçişler oluyor. Kamu kurumlarından oluyor. Bu süre içerisinde tavsiyeler de oluyor. Milletvekilleri arıyor, hakimler arıyor, savcılar arıyor, valiler arıyor. Bu normal yani, kamu burası. Bu tip tavsiyeler yöneticiler tarafından değerlendirmeye alınıyor. Uygun bulunuyor, uygun olmuyor. Bunlar normal. Sadece Şile Belediyesi değil, pek çok belediyeden talep geldi.
Ben bir örnek vereyim size: Bugün AK Parti İl Başkanı Abdullah Özdemir Ulaşım Komisyonu başkanıydı, Lokman Çağrıcı istifa etti Bağcılar Belediye Başkanı oldu birinci haftasında aradı, ‘Ya Tonguç Bey, böyle böyle bir geçici personele ihtiyacımız var’ dedi, ‘Yardımcı olur musun?’ dedi. Büyükşehir’den. ‘Hay hay başkanım’ dedim, konuştuk insan kaynaklarıyla. Bir değil 4 tane, 5 tane bir kısmı geçici bir kısmı… Biz belediye başkanlarımızın tamamına bu yardımları yapıyoruz. Yani yeter ki belediye düzgün yürüsün, çalışsın diye bu tip şeyleri yapıyoruz. Tabii Şile’nin şöyle bir özelliği var; Şile küçük bir ilçe ama özellikle pandemi sonrasında bu tip ilçelerde yoğun bir talep var. Yapılaşma, işte villa yapayım, köy evi alayım, onu yapayım, bunu yapayım….Bu tip yerlerde de özellikle imar taleplerinde çok büyük bir yoğunlaşma var. Başka konular da var hiç kuşkusuz da. Daha geçen okudum işte Fethiye’de tespitlere göre o köylerde 5 bin tane kaçak yapı çıkmış. Bunu yönetmek zor. Bir de 25 yılın alışkanlıkları var işte, bunları hep duyuyoruz burada. Bunlarla hukuk arasında bir denge kuracaksın. Hem vatandaşın gönlünü yapacaksın hem oradaki ekonomiyi toparlamaya çalışacaksın yani ekonomi tıkanmasın, hem kanuna uyacaksın.
Bir de geçmiş alışkanlıklarda göz yumulan birçok şey artık yumulmuyor. Hani şöyle bir örnek vereyim: İşte itfaiye raporları geliyordu Büyükşehir’de, ‘Niye eskiden çıkıyordu şimdi çıkmıyor?’. Kartalkaya’da otel yandı, itfaiye müdürü müebbet hapis yedi ya. Sen hangi itfaiyeciden düzgün olmayan bir rapor isteyebilirsin şimdi? Bugün belediyelerin tamamında şu kadar mülkiye müfettişi var. Savcılık her evrakı istiyor. Hangi memur ‘olur’ diye imza atabilir bir şeye? Olmaz. Mecbursun yani, titizleniyorsun.
EKREM BEY BANA ‘BELEDİYE BAŞKANLARIMIZIN TALEPLERİ OLURSA YARDIMCI OLUN’ DEDİ, ESENLER’E DE, ÜMRANİYE’YE DE OLDUK
Bu zorluklar içerisinde Şile Belediyesi’nde de Özgür Başkan sanırım 2025 Ocak sonu Şubat başı ‘Benim böyle bir yöneticiye ihtiyacım var’ bilgisini zaten bize de iletmişti. Bana da yüz yüze iletti. O arada da tabii ki bütün belediyeler oturmuş kurumsallaşmış, yapısını kurmuş. Tuncay Tolga’yı ben tanımam yani, çok eski bir hukukumuz yok. Beykoz’da başkan aday adayıydı, biz Beykoz çalışmalarına giderken orada görmüştüm. Böyle bir uzun muhabbetimiz falan da yok. Ama bana şunu iletmişti, dedi ‘Ya ben Şişli Belediyesi’ndeyim ama hani burada aktif bir görevde değilim. Daha aktif bir görev olursa hani bunu değerlendirebilirim’. Bana niye iletiyor, çünkü benim ilçe belediyelerinden sorumlu başkan danışmanı olduğumu biliyor. Başkaları da biliyor, hani örnek de verdim Abdullah Özdemir de arıyor… Şimdi bu taleple o talep yan yana gelince ben Özgür Başkana dedim ki: ‘Tuncay Tolga Özçakmak var, isterseniz bir görüşün. Yani o karar senin’. Tuncay Tolga’ya da dedim ki: ‘Şile’de böyle bir arayış varmış, istiyorsanız bir görüşün ama karar onun’. Yani benim burada başka bir dahlim yok. Dolayısıyla bu konu tamamen bununla ilgiliydi. Bu konunun Ekrem İmamoğlu ile falan zerre ilgisi yok. Ekrem İmamoğlu’nun biz bütün belediyeleri ziyaret ettik, bana söylediği: ‘Belediye başkanlarımızın talepleri olursa yardımcı olun’. Bu kadar. Ve ben de bütün belediye başkanlarına yardımcı oldum. Hangi birini sayayım? Esenler Belediyesi emlak sorunlarını çözdük, Ümraniye ile emlak takaslarını hallettik. O kadar çok iş yaptık ki…
Şimdi, ‘Niye Oğuz Kaçmaz bana böyle iftira attı?’ diye düşünüyorum. Belli adam istememiş onun gelmesini. Belli ki bir düzeni var, o düzeni bozulmuş, istememiş. Onu da benim getirdiğimi sanıyor. Ondan bir husumet duymuş. ‘Ben de iftira atayım Tonguç da yatsın 10 ay’ falan diye düşünmüş. Yani böyle diyor. Böyle bir örgüt de olmaz zaten. Yani bakın örgütte hiyerarşi olur, iş bölümü olur, amaç belli olur. Bunların hiçbirisi yok. Beş tane gölge başkan çıktı ya. Böyle örgüt liderliği mi olur yani? Burada bir kurumsallaşma çabası var, sancısı var, birtakım hatalar var. Ben de bakıyorum, tavsiyelerde bulunabilirdim tabii ama benim Şile ile ilgilenecek vaktim yok. Bir çaba var, dolayısıyla bunun sancılarının yansımaları, ben öyle görüyorum. Bir de kamu görevlisi, yok Şişli’den geldi, yok İBB’den… Kamu görevlisinin, memurun içerisi dışarısı olmaz. Türkiye Cumhuriyeti’nin her santimetresi kamu görevlisi için eşittir. Şile’de çalışan öğretmen Şileli mi, dışarıdan mı geldi diye bakıyor musunuz? Şile’de çalışan doktora içeriden mi geldi, dışarıdan mı geldi diye bakıyor musunuz? Tapu müdürüne bakıyor musunuz? Belediyeler bizim devletimizin üniter devlet yapısının içerisinde bir devlet organı. Burada çalışan 657 sayılı devlet memurları Hakkari’de de çalışır, Şile’de de çalışır, Çatalca’da da çalışır… “
Batman Sentez, “Haber - Analiz - Tek Akış” anlayışıyla gündemi tek bir merkezde buluşturan; Batman’dan bölgeye uzanan gelişmeleri hızlı, derinlikli ve güvenilir şekilde sunarak bilgiye ulaşmanın en pratik yolunu sunar.
Yorum Yap